Çarşamba, Haziran 10, 2009

ben ve sen

ben sen sen diye bittim kızım hadi çıkar aklından benni çıkarabilirsen...

Pazartesi, Haziran 08, 2009

benim bir facebookum oldu

benim bi feysbukum oldu artik bu kelimenin turkceye feysbuk olarak gecmesi gerek turk dil kurumu uyuma turkcene sayip cik tdk nerdesin tdk ne feysbukta bisuru arkadasim oldu ne hep yesil dolu yanan emesenim oldu yani msn hicbirinde de arkadasim olmadi fotograf cektirdim bitane fotografima yorum yazcak arkadaslarim olmadi derdim buyuk teknolojinin buyuk derdi de bu surundugumde oldu cok iyi ortamlara girdigimde oldu koptugum zamanlarda oldu ir jeepin onunde fotograf cektirim jeep benim havasinda piclik yapmak istiyorum feyssbukta herkesin gormesini istiyorum istettiriyorum tipki antetli kagitlar gibi bir hicim yanarim

benjamin

evet ben kimim sacma yazi yazma ozelligine sahibim 4 senedir blogggerde yaziyorum hala hicbisey ogrenemedim yazma hakkinda hala ilk yazimdaki gibi acemiyim cunku hicbirseyi takmadan yaziyorum yazarken aklima bir gram bile bisey takmadan yaziyorum daha cok eglence icin yaziyorum hani su anda facebookta youtubede sanal kahramanlar cikti ya ercik veya facebookta asik kiz gibi ben sadece onlarin daha eski bir versiyonuyum ben sadece bir yaziyim aslinda yazi olarak varim matrix ekranindaki yazilar gibi where is neo? neo is died fuck off salak bu yaziyi boyle isyankar yazmamda britney spearstan womanizer dinlememe bagli olabilir cunku cok hizli isyankar bi sarki insani gunaha sokuyor canim tovbe estagnfurullah esta piti piti gulu guluuuuu benjminnnnn benjamiinnnnnn aslinda ben bi internet kahramaniyim galiba daha kahraman degilim bi bok degilim oylesine yaziyorum hayatla dalga gecmek icin potansiyel bi dalga birikimi varda naiyim ezigim reel hayatta insanlarla dalga gecemedigim icin hahahaa yle olmami isterdiniz degil mi ama oyle degilim gayette dalga gecebilirim belkide reel mi real mi hayatta yapamadiklarimi burda yapabilen bi ezigim kendime hakaret etmiyim oyle degilim kim cikardi lan bu reel sayilari denyo neden real degil onlar gercek degil mi matrix degil mi lan bu what is lan matrix?

kah kafam guzel yaziyorum kah kafam dalgali yaziyorum kah kendimdeyken yaziyorum ama yaziyorum abi anliyomusun derdimi ben bi piskopatim lan akil hastasiyim ya da fazla zekiyim sen fazla zeki bir insanla arkadas olmak istemezmiydin ben burdayim iste senin arkadasin kullan beni her turlu kullanilisina gelirim her turlu kullanmani yaparim kullanman geldiyse beni kullanabilirsin kocum aynen yengen bu da yaziysa bende gotum.

dinlenesi sarkilar

so huuuuuuuu are youuuuuuuu ye huuuuuuu are youuuuuuu ye huuuuu areeeeeeee yuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuu ye huuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuu are yuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuu

What if I say I'm not like the others?
What if I say I'm not just another one of your plays?
You're the pretender
What if I say I will never surrender?

bizi takip edin hayatta kalin.

Pazar, Haziran 07, 2009

okan bayulgen ve disko krali

dun gece disko kralinda gitar gecesi vardi gitar meraklilari ve hayranlari icin mukemmeldi okan bayulgende bayildi gitti zira kendiside gitar caliyo ve cok gurultu yapan seyircilere dediki cocuklari ve hic buyumeyen cocuklari hic sevmem bu arada boyundan buyuk laf etti biz cocuk sevmiyoruz ama dunyanin kurali oldugu icin cocuk yapiyoruz neyse programa gelelim ya bu disko krali cok acayip bisey oldu ya hatta programin yasi buyudu artik sarkicilarin gelip kasetini tanittigi reklam yeri oldu tadi iyce bozuldu yani ya okan bayulgen napiyorsun ya baba oldun iyce bosladin bu isleri biraz programla ilgilen kulaklarini cekerim kocakulak uydu satellite bu programla ilgilenmessen tv de devam etmezsen isallah cocugununda kulaklari sana benzer uydu satellite sonra tv den uydu kanallarini izlersin

tatilde bir mesaj

tatildeyim bu mesaji ordan yaziyom artik heralde ara ara gelir girerim ucretsiz giriyorum cafeden Allah razi olsun saol

bak simdi uzanmisim kumsala sarkisi aklima geldi
uzanmisim kumsala
gunes damlar icime
kurumus dudaklarimda unutulmaz bir beste
yasiyorum aheste

burdan da
ikimiz bir fidanin guller acan daliyiz aklima geldi eyvallah hakki abi

Perşembe, Mayıs 07, 2009

kurt cobain kürt cobain olsa nolurdu

-şarkıları kürtçe söylerdi
-türk sayılırdı
-muhtemelen kazancı bedihin grubunda yer alırdı
-veya kendisi bir grup kurardı grup elemanlarının adı ahmet,hamdi,hüseyin olurdu
-ünü belki yine tüm dünyaya yayılırdı
-sonradan kürtçe rock grubu kurardı
-türk kürt kardeştir diye eylemler yapardı
-kürtler onun sayesinde rock müziğe alışırdı
-courtney love yerine rojin isimli bir kızla evlenirdi
-veya bir türk kızıyla evlenirdi
-kızının ismi züleyha olurdu
-şalvar giyerdi
-tarlada çalışırdı
-bahçesinde gizli marijuanna yetiştirirdi
-her gece marijuanna alemi yapardı
-çok içtiği zamanlar kollarını keserdi
-gözleri yeşil olma ihtimali çok düşür olurdu
-sarışın olma ihtimali düşerdi
-hayatında bikere çedik giymiş olurdu
-yine dünyaca ünlü biri olurdu.
-babasi ismini muhtemelen kurtlari ve cobanlari cok sevdigi icin kurt coban koyardi hatta kurt choban ingilizcesi bile olabilirdi
-smells like teen spirit şarkısının sonunu hadi lan ayuuu hadi lan ayuuuu hadi lan ayuuuuuuuuuu diye bitirirdi lol.

aaa

bu başlık aaa çünkü keloğlanda bir kıza aşık olduğunda sonradan kendsini o kızdan daha çok seven birisini bulmuştu acaba bende öyle birisini bulabilirmiyim şu anda hayal gücüm hiç çalışmıyor çünkü bu bir cumartesi günü gecesi yazısı değil ve ben cumartesi gününde değilim sevgilim sana söyleyeceğim son şey istediğin kadar yaşa ama benle olmaktan eğlendiğin kadar hiçbişeyden eğlenemessin.

gerçek aşkına nağmeler - çeliğin şarkısı

öldür beni öldür de kurtulayım bu acıdan aman be sen kandan korkarsın bi karıncaya bile zarar veremessin kendi işimizi kendimiz verelim zaten acıya alışığım sayende aşkım acıya bağımlı oldum acısız yaşayamıyorum tinercilerden beter ettin beni aşkım lütfen ya birlikte olamakmıyız ama bu bi hayal sen nişanlısın yakında evlenceksin ama benim onu terkettiğimi duyarsan acaba bir ümit nişanlını boşverip bana dönermisin çok zor aşkım çok zor sevgilim artık hayata küsüm acı çekiyorum seninle bu dünyayı yaşamak için canımı bile verirdim biliyomusun seni çok seviyordum çok eğlencektik çok mutlu olcaktık sana kimsenin yaşatmadığı mutlulukları yaşatcaktım aşkım nerdesin aşkım neden yanımda değilsin neden neden sensiz bu dünyada yaşıyamam öldür beni sen olmadan yaşamak istemiyorum çeliğin böyle bir şarkısı vardı .

senin yüzünden kendimi çizmekten kimse beni işe almıyor

biliyorum seni ilgilendirmiyor biliyorum sen başkasındasın ama sevgilim senin yüzünden vücudumu jiletle çizmekten kimse beni işe almıyor.

Pazar, Mayıs 03, 2009

kurt cbain gibi kız olmak istiyorum

kurt cobain gibi kız elbisesi giymek istiyorum in bloom klibindeki gibi kurt cobain olmak istiyorum lan ben çok mu hepimiz kurt cobainiz hepimiz nirvanayız bir zencinin nirvanayı sunması gibi beyaz olmak istiyorum bir kızılderili kabilesinin beni nirvanaya adak sunmasını istiyorum beyaz etlerimle kafam on milyon olsun istiyorum yetmez 50 40 100 110 milyon uçmak istiyorum lan uzaya bu yobaz insanların düşüncelerinden kurtulmak istiyorum gelişmemiş ilkel insanların insan olmak isiyorum adam gibi insan olmak insan olmak dürüst arkadaş olmak istiyorum arkadaşı için herşeyi yapan insan olmak bırakıp giden arkadaş bozuntusu şerefsizlerden olmak istemiyorum herşeye rağmen msn'de uygun gözükmek istiyorum dışarda değil.

dave grohl nirvanaya çok şey kattı

daha önceki davulcusuyla daha çok amatör gruba benzeyen nirvanaya dave grohl katılımıyla gerçek kimliğine büründü bu büyük değişime şahit olmak isteyen nirvananın in bloom sub pop adlı klibini izlesin dave grohl la önceki davulcusu arasında çok fark var önceki davulcusunun çalışı şarkının önüne geçip önünü kesiyor chad di galiba ismi o öncekinin şimdi kafam güzel aklıma getiremiyorum.

Aşk ve Felsefe.....

Yaşama iradesi ! insanin dogasindaki hayatta kalma ve üreme güdüsüydü.Aşk da bu "üreme güdüsünden" kaynaklaniyordu."Bütün aşk maceralarinin nihai amaci bir sonraki kuşagin oluşturulmasindan, insan irkinin gelecekteki varliginin saglanmasindan başka bir şey degildir" diye yaziyordu.Bu "üreme" istegi bilinçaltimizda sakliydi ve aklimiz buna müdahale edemiyordu.Tam aksine, bilinçaltina saklanan bu güdünün kölesi haline geliyordu.Insanligin devam etmesini saglayan "güdü" elbette tek bir insanin "mantigindan" daha güçlüydü.Peki, bilinçaltinda gizli olan bu güdü, aşik olacagimiz insani nasil belirliyordu?Niye ona degil de öbürüne aşik oluyorduk?

Neden birine karşi ifadesiz gözlerle bakarken digeri için hayatimizi altüst etmeye razi oluyorduk?Bunun da "mantikli" bir nedeni vardi Schopenhauer’a göre."Herkes kendi zayıflıklarını, kusurlarını, türün özellikleriyle farklılık gösteren yanlarını başka bir birey aracılığıyla düzeltmeye, yani dünyaya gelecek çocuğun aynı kusurları taşımasını önlemeye çalışıyordu."Hepimiz, kendi fiziksel ve ruhsal kusurlarımızı dengeleyip düzeltecek birini arıyorduk farkına varmadan, böylece çocuğumuz bizim kusurlarımıza sahip olmayacaktı.

Korkaksak cesur birine aşık oluyorduk.Kısaysak uzun boylu biri bizi çekiyordu.Dağınıksak disiplinli birini seviyorduk.Aşk, insanoğlunun kusurlarını gidermeye yönelik bir araçtı.Ama doğanın bize oynadığı bir oyun da vardı filozofa göre, en "sağlıklı" çocuğu yapmamıza yarayacak olan "eş" her zaman bizim "mutluluğumuzu" sağlayacak eş olmuyordu.Onunla sağlıklı bir çocuk yapıyorduk ama genellikle ruhumuz öksüz kalıyordu.O yüzden evlilikler çoğunlukla mutsuz birlikteliklere dönüyordu bir zaman sonra."Gelecek kuşak şimdiki kuşak pahasına yaratılır" diyordu.....

Çünkü, "evlilikte asıl istenen şey, zekice sohbetlerle vakit geçirmek değil, çocuk dünyaya getirmektir."Aşkı, üremenin aracı olarak gören bu yaklaşım, insanların en çok yaralandığı "reddedilme" konusuna da bir açıklama getiriyordu.Bazen hoşlandığımız biri bizim isteğimizi geri çeviriyor, bizi sevmiyor, bizden uzaklaşıyordu.Böyle durumlarda egomuz hırpalanıyordu, kendimizi eksik hissetmemize yol açıyordu.Halbuki bunun da basit bir nedeni vardı.O "bizim için" en sağlıklı çocuğu yapacağımız eşti ama biz "onun için en sağlıklı çocuğu yapacak eş" değildik, onun bilinçaltı bunu sezdiği için bizi reddediyordu.

Sevilmeyecek biri olduğumuzdan değildi bu.Sadece "o insan" için sağlıklı bir çocuk yapmaya uygun bir eş olmadığımızdandı.Aslında Schopenhauer’ın bu teorisi "kendi içinde" mantıklı bir yapıya sahipti.Belki de bu yüzden de çok taraftar buldu.Bugün bile hálá aşk ilişkilerini "üreme güdüsüyle" açıklamaya yatkın epeyce insan bulunur.ma bu "mantıklı" yaklaşımı yazarken Schopenhauer’ın aklına gelmeyen başka bir konu vardı.Eşcinseller.
Eğer aşkın tek nedeni "üreme güdüsüyse" nasıl oluyor da asla üreyemeyecek olan aynı cinsten insanlar birbirlerine aşık oluyorlardı?
Andre Gide, cinselliğin ve aşkın tek amacının üreme olmadığını anlatabilmek için "Corridon" adlı bir kitap yazmıştı.Bir ömürde yaklaşık beş bin defa sevişebilen insanların bunun tümünü "üremek" için yapamayacağını söylüyordu.Başka bir "güdü" daha çıkıyordu ortaya.Haz.Hiçbir sisteme girmeyen, hiçbir mantıkla uyum sağlamayan o müthiş duygu.

İnsanı her kim yaratmışsa, yarattığı canlının "saf mantıkla" anlaşılamayacak kadar karmaşık olmasını arzulamış.İnsanın yapısına mantığı yerleştirirken onun yanına da mantığı allak bullak eden duyguları eklemiş.

Biz, doğanın en büyük karmaşasıyız.


Alıntı Ahmet Altan 'dan sadece biraz kısalttım.....Gaykedi

http://gaykedi.blogspot.com/2006/08/ak-ve-felsefe.html

eminim bu yazı aşk acınızı hiç dindirmedi belki birazcık vay bee ben duygularımın kölesi olmuycam (Incesticide)..