on Çarşamba, Eylül 14, 2016
muftuihsan
04.02.2010
'Mutluluk Psikolojisi' başlığından daha çok 'Stresi Mutluluğa Dönüştürmek' başlığı yerine oturan bir Nevzat Tarhan klasiği kitap olarak göze çarpıyor. Ancak günümüz insanının içinde bulunduğu döneme ilaç olabilecek bir kitap. Bazen insanlar içine düştükleri çukurun farkında olamayabiliyorlar. Bu yönüyle çıkış için elkitabı sayılabilecek listenin başında yer alabilecek kitaplardan birisi. Kitapta altı çizilen başlık ve cümleler şöyle: Seviyeli, başarılı ve mutlu yaşamak öncelikle bizim vereceğimiz kararlara bağlı olduğuna göre, dünyayı değiştirmek yerine kendimizi değiştirmeye öncelik vermeliyiz.(s.13)İnsan ömrü uzadı, yaşam standardı geçmiş yüzyıla göre çok yükseldi. Fakat geçmiş yüzyıllarda bilinmeyen bir kavram, ‘stres’ kavramı günlük yaşantımızda çok kullandığımız kelimelerden biri oldu. Çocuklar bile ‘stres atmak’tan bahsediyorlar. Modern hayat, yaşam standardını yükseltti, insanlar daha zengin daha bilgili ama daha rahat değiller.(s.15)Stres gündelik hayatımızın doğal bir parçası olmaya devam edecektir. İstekler karşısında vücudumuzun bir tepkisi olarak da tanımlayabileceğimiz stresin iyi ve kötü sonuçlarını bilmemiz sağlığımız açısından önemlidir.(s.22)Psikosomatik/Stresin tetiklediği hastalıklar, astım, alerji, mide ülseri, felçler, beyin kanamaları, tansiyon yüksekliği, kalp-damar hastalıkları, romatizma, guatr, kolit, sivilceler bu hastalıklar arasında sayılmaktadır.En azından kişinin stresinin ortadan kalkması beyin kimyasının düzelmesi, bu hastalıklara giden sürecin durdurulması anlamına gelmektedir. Hekimler günlük pratiklerinde, stresin ortadan kalktığı durumlarda sivilcelerin bile daha hızlı iyileştiğini gözlemlemektedir.(s.22)Bilge bir zatın talebesi sürekli bir şeyden yakınıyor, şikayet ediyor, karamsar davranışlar sergiliyordu. Söylediklerinin çoğu haklıydı. Bilge kişi sürekli onu izliyordu. Bir gün bir avuç tuz aldı, bir bardak su ile karıştırdı. İçmesini istedi; öğrencinin ağzına almasıyla çıkarması bir oldu. “-Neden tükürdün” dedi, bilge hoca. Öğrencisi “Çok acı” diye cevap verdi. Hocası onu aldı, gölün kenarına götürdü. Aynı miktar tuzu göle attı. Gölden bir bardak su aldı ve öğrencisine içirdi. “-Nasıl” diye sordu. “-Çok nefis” diye cevap aldı. Bilge kişinin yorumu şöyleydi:“Oğlum, hayattaki zorluklar bir tutam tuz gibidir, onu duygularınla geniş karşılarsan sana zarar vermez. Sarayda kederli, zindanda mutlu olmak insanın elindedir.”(s.25)Kalp damar hastalıklarına yakalanan kişilerin çoğunda aceleci, sabırsız, telaşlı, saldırgan, hırslı, rekabetçi, iş tutkunu, iddiacı, kafasının dikine giden, her şeyi hızlı yapan, sert-tehlikeli araba kullanan, beklemekten sıkılan, karşısındakinin sözünü kesen, randevularına çok hassas, mükemmeliyetçi, ayrıntıcı, heyecanlı ve vurgulu konuşan, gürültülü gülen, esnek olmayan kişilik özellikleri dikkati çekmektedir. Bu özellikler stres karşısında kişiyi dayanıksız kılan özelliklerdir.(s.32)Gençler bilebilse, ihtiyarlar yapabilse.s.78)Nebraska Üniversitesinde ‘İnsan Gelişimi ve Aile Bölümü’ yöneticisi Nick Stinnett, güçlü ailelerde bir araştırma yaptı (1979). Bulduğu üç önemli özellik şunlardı:1. Dine bağlılık. Sürekli ve düzenli kiliseye gidiyorlardı.2. Övgü ve takdir. Aile üyeleri karşılıklı ruhsal okşamalar içindeydiler.3. Birlikte zaman. İş, eğlence, yemek gibi çok alanda beraberdiler.(s.87)Pisliği karıştırıp sonra kokuyor demek.(s.93)‘Bebekte depresyon mu olurmuş’ denilmemeli. Bir bebeği hayata bağlayan annedir. Onunla arasında ruhsal bir bağ vardır. Anneni kokusu bile çocuk için güven kaynağıdır. Çocuk, anneye yakınken kendisini güvende hisseder. Şefkatli, yumuşak bir anne kadar çocuğu rahatlatan bir şey yoktur. Hatta çocuk annesinden korksa bile, yine onun kollarına atılma arzusu taşır. Çocuk sevgi yatırımını anneye yapmıştır. Onu kaybettiği an kendini tehlikede hissedecektir. İnsanoğlu büyüdükçe sevgi yatırımını diğer insanlara, eşyalara, mala, paraya yapar. Ancak bütün bu sevgiler geçicidir, kaybedilebilir, kaybedildiğinde de depresyona girmek mümkündür.(s.106)“Yaşlılık misafir gibidir, ağırlamak gerekir.”(Hariri)İleri yaşta belki en önemli, stres kaynağı ölüm korkusudur. Kendisini idam sırasını bekleyen bir mahkum gibi gören yaşlının ölümü sorgulaması gerekmektedir.(s.109) Mutlu bir ihtiyar ancak ölümü bir terhis tezkeresi, ebedi aleme giden bir yol olarak görendir.(s.113)Hayattan çok şey istemeyeceğiz, bize verilenlerin kıymetini bileceğiz. Bu kendimizi iyi hissetmenin, daha doğrusu aslında ne kadar iyi olduğumuzun ve mutlu olmak için ne kadar da çok sebebimiz olduğunun farkına varmamızın sihirli formülüdür. Gençlikte kaybettiklerinin veya kazanamadıklarının yasını tutmak yerine, yaşlılığın tadını çıkarmak daha akıllıca olmaz mı?(s.114)Stres karşısında içki ve sigaraya yönelmeyi öğrenmiş bir insan daima kolay olan bu yolu seçecektir.(s.132)“İman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül de iki dünya saadetini netice verir.” Bediüzzaman.(s.141)Aza sahip olan değil, çoğu isteyen fakirdir.(s.146)Rüyalara ruh sağlığının gardiyan denilir. İyi de kötü de olsa rüya faydalıdır. Rüyayı takıntı haline getirmek ruh sağlığını bozar. Uykunun en büyük düşmanı beyni kemiren düşüncelerdir.(s.148)Her şeyi kendi tecrübesiyle öğrenmek isteyenlerin ulaşacağı sonuç felakettir. Bu çok yanlış bir öğrenme yoludur.(s.151)“İhtiyaç ilmin hocasıdır.”Büyük başarılar, büyük mücadelelerin sonucunda gelir, mücadele ne kadar çetinse başarı da o kadar büyük olur.(s.154)“İstemediğine sabretmeyince, istediğine kavuşamazsın.” (Hz. İsa)(s.155)Hayat iyi ile kötünün, zor ile kolayın bir karışımıdır.(s.158)Uzun ve Güzel Yaşamak için Beş Şart:1-Sakin bir insan olun.2-Manevi yaşama önem verin.3-Üzülme alışkanlığınızı değiştirin.4-Her şeyin iyi yönüne bakın.5-Güler yüzlü olun. (s.159) İdeal insan, kötülük yapana haksızlık yapmamayı başarabilen insandır.(s.160)Önemli insanlar ve meyveli ağaçlar taşlanmaya hazır olmalılar.(s.161)

0 Yorum Yapin:

Kitap yazsam alirmisiniz

Google+ Followers

Her Hakki Sacmalarima Ve Yalnizligima Aittir.... Blogger tarafından desteklenmektedir.

Google+ Rozet

Gelin bi cayimizi icin

Bu Blogda Ara