derin mevzular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
derin mevzular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eğer bir kurbağayı kaynayan bir tencereye atarsanız, zıplayıp kaçarak kurtulur.Ama önce soğuk su dolu bir tencereye koyup yavaş yavaş ısıtarak suyu kaynatırsanız, kendi vücut ısısını da arttırır ve suyun sıcaklığını farketmez hale gelerek patlayarak ölür. bu olay sosyal bilimlerde şöyle kullanılır: az miktarda hissedilen bir olay kademeli olarak gittikçe artarsa, insanlar buna sonunda alışa alışa görmezden gelmeye ya da farketmemeye, normal oymuş gibi algılamaya başlarlar.ŞİMDİ YAPMAYA ÇALIŞTIKLARINI DAHA İYİ ANLIYOR MUSUNUZ ?
bence kuranda kapatmaktan kastedilen şey dikkat çekmemek çünkü bişeyi kapattıgınızda önemli degil önemli olan dikkat cekmemesi kapattın tamam gözükmüyo peki dikkat cektikten sonra ne önemi var mesela bir kadının saçları dikkat çekmedikten sonra mesela benim gördügüm sarısın permalı sac bunlar alısılmıs seyler oldugu icin dikkat cekmiyo kimsede insanların sarısın sacına bakmıyo ama onu kapatıp birde üstüne parlak dikkat ceken bisey gecirirseniz iste o zaman kuranda yazana ters düsüyor mesela bugn türbanlıların belden aşağısı dikkat çekiyor kapatıyor ama vücut hatları ortada belden üstünüde sarıyorlar meme kısımları yine dikkat ekiyor bir de bu parlak türbanı ekleyin üstüne şu an türban adında çok yanlış bir sistem insanlara dayatılıyor tabi bunlarıda yaan bu sözde müslümanlar burda anlatılanları gözleri görüyor ama hic sesini cıkarmıyorlar cünkü islerine geldigi gibi islam yapıyorlar Allah'ın kurallarıyla Allah'ı kandırmaya çalışıyolar acıkcası ben kimsenin hakkını yiyip öteki tarafta bunun acısını cekmek istemem sadece gördüklerimi yazdım.
amacım sağ sol çatışması yapmak değil ortada yanlıs bisey var inanınki bu hatunlara o sakallı cüppeli insanlarda bakıyor 70 yaşındaki insanda dönüp bakıyor sokaktaki türbanlıların %98'i böyle.
örnek resim icin buraya tıklayın
amacım sağ sol çatışması yapmak değil ortada yanlıs bisey var inanınki bu hatunlara o sakallı cüppeli insanlarda bakıyor 70 yaşındaki insanda dönüp bakıyor sokaktaki türbanlıların %98'i böyle.
örnek resim icin buraya tıklayın
40 yıl sonra, yani 2050 yılında memleketimizde neler olacak? “Gazı kim saldı?” tartışması son haddini bulacak. Salan, gizli salacak. Salamayan, adamına koşacak. Böylece, hava çok ısınacak.
Denizler yükselecek. Mevsimler karışacak. Memleket çifte kavrulacak. Vatandaş, can havliyle üstünde ne varsa atacak. Herkesin malı ortada olacak ve hiç kimse mal bildiriminde bulunmayacak. Ateşli pozlar verenler çoğalacak. Takriben 80 yaşına merdiven dayayan Ayşe Arman bir kez daha soyunacak. Yetkililer, “lütfen donunuz kalsın” diyerek vatandaşı uyaracak. Fazlaca uyarılanlar, sağa sola saldıracak. Haliyle, nüfus artacak. Muhalefet, “bu devlet projesi mi?” diye soracak. Göçler başlayacak. İklim değişikliği nedeniyle, emeklinin nesli tükenecek. Bu nedenle, yaşanan gelişmelere “çok ayıp yahu!” diyen çıkmayacak. Ancak, AB uyum yasaları gereği, “şerefsiz” ve “hayvan oğlu hayvan” gibi laflara, hapis ve para cezası verilmeyecek.
Yeni demokrasi anlayışı “Al Sana Demokrasi!” ile tanışılacak. Karakollar özelleştirilecek. Karakol görüntülü barlar gençlerin uğrak mekanı olacak. Çıplak kadın vücudunda “sushi” yemekten bıkılacak ve “göbekte kaymakam kebabı” yeme dönemi başlayacak. Bir fincan kahvenin sadece 40 gün hatırı olacak. Kimse kimseye selam vermeyecek. Selam veren borçlandırılacak. Toplumsal olaylarda polis, AB’nin isteği üzerine şişe suyu fışkırtırken, kahkaha gazı kullanacak. Gazı yiyen, “Yarim İstanbul’u mesken mi tuttun?” şarkısını mırıldanacak. Dinlemeler, kulak içerisine yerleştirilen bir sistemle gürültü çıkarmadan yapılacak. Demokratların “demo”su yapılarak, ihtiyaç olmaktan çıkarılacak. Şiddet gören kadınlarda, darmadağınık saçlar, baştan çıkarıcı bir zenginlik sağlayacak. Kamu Görevlileri Etik Kurulu, kamu görevlilerinin dansözlü veda gecelerinde omuzlara alınmasını, kadın-erkek ayrımı yapmadan serbest bırakacak.
Büyük Dünya Projesi kapsamında kıtalar yer değiştirecek. ABD den sonra, Suudi Arabistan sınır komşumuz olacak. Ay hariç, her yere vizesiz gidilecek. Sebzeler, tane tane ve rastgele seçilecek. Tüketim alışkanlıklarımız tümden değişecek. İdareli yaşama geçilecek. GDO’suz yiyecekler zor hazmedilecek. AB’nin beğenmeyip geri gönderdiği hıyarlar bize kalacak. Yemeklerden sonra genişleyen pantolon modası çok tutacak. Beynimiz, hipotalamus bölgesine sinyal göndererek çalışmamıza engel olacak. Böylece, beynimiz daha az, ellerimiz daha çok çalışacak. Özet olarak, başımız küçülürken, ellerimiz büyüyecek. Eller büyüdüğü için, cepçilik tarihe karışacak. Atasözlerimiz değişime uğrayacak. Örneğin, GDO’lu armut dibine düşmeyecek.
Kişi başına düşen alışveriş merkezi ve üst geçit sayısı göğsümüzü kabartacak. Aydın Doğan, medya grubunu küçültmeye devam edecek ve elinde sadece “Gümüşhane TV” kalacak. Konut ve araba kredisi cazibesini kaybedecek, “ekmek kredisi” vermek üzere Fakir Bank kurulacak. Öğrencilerin beynine enformasyon cipleri takılarak, dershaneler kapatılacak. Velhasıl, akıllara zarar daha çok şey olacak.. Sabah olacak, akşam olacak…
AHMET ZEKİ YEŞİL(oburmizah)
ben okumadım okuyan varsa başaılar..
Denizler yükselecek. Mevsimler karışacak. Memleket çifte kavrulacak. Vatandaş, can havliyle üstünde ne varsa atacak. Herkesin malı ortada olacak ve hiç kimse mal bildiriminde bulunmayacak. Ateşli pozlar verenler çoğalacak. Takriben 80 yaşına merdiven dayayan Ayşe Arman bir kez daha soyunacak. Yetkililer, “lütfen donunuz kalsın” diyerek vatandaşı uyaracak. Fazlaca uyarılanlar, sağa sola saldıracak. Haliyle, nüfus artacak. Muhalefet, “bu devlet projesi mi?” diye soracak. Göçler başlayacak. İklim değişikliği nedeniyle, emeklinin nesli tükenecek. Bu nedenle, yaşanan gelişmelere “çok ayıp yahu!” diyen çıkmayacak. Ancak, AB uyum yasaları gereği, “şerefsiz” ve “hayvan oğlu hayvan” gibi laflara, hapis ve para cezası verilmeyecek.
Yeni demokrasi anlayışı “Al Sana Demokrasi!” ile tanışılacak. Karakollar özelleştirilecek. Karakol görüntülü barlar gençlerin uğrak mekanı olacak. Çıplak kadın vücudunda “sushi” yemekten bıkılacak ve “göbekte kaymakam kebabı” yeme dönemi başlayacak. Bir fincan kahvenin sadece 40 gün hatırı olacak. Kimse kimseye selam vermeyecek. Selam veren borçlandırılacak. Toplumsal olaylarda polis, AB’nin isteği üzerine şişe suyu fışkırtırken, kahkaha gazı kullanacak. Gazı yiyen, “Yarim İstanbul’u mesken mi tuttun?” şarkısını mırıldanacak. Dinlemeler, kulak içerisine yerleştirilen bir sistemle gürültü çıkarmadan yapılacak. Demokratların “demo”su yapılarak, ihtiyaç olmaktan çıkarılacak. Şiddet gören kadınlarda, darmadağınık saçlar, baştan çıkarıcı bir zenginlik sağlayacak. Kamu Görevlileri Etik Kurulu, kamu görevlilerinin dansözlü veda gecelerinde omuzlara alınmasını, kadın-erkek ayrımı yapmadan serbest bırakacak.
Büyük Dünya Projesi kapsamında kıtalar yer değiştirecek. ABD den sonra, Suudi Arabistan sınır komşumuz olacak. Ay hariç, her yere vizesiz gidilecek. Sebzeler, tane tane ve rastgele seçilecek. Tüketim alışkanlıklarımız tümden değişecek. İdareli yaşama geçilecek. GDO’suz yiyecekler zor hazmedilecek. AB’nin beğenmeyip geri gönderdiği hıyarlar bize kalacak. Yemeklerden sonra genişleyen pantolon modası çok tutacak. Beynimiz, hipotalamus bölgesine sinyal göndererek çalışmamıza engel olacak. Böylece, beynimiz daha az, ellerimiz daha çok çalışacak. Özet olarak, başımız küçülürken, ellerimiz büyüyecek. Eller büyüdüğü için, cepçilik tarihe karışacak. Atasözlerimiz değişime uğrayacak. Örneğin, GDO’lu armut dibine düşmeyecek.
Kişi başına düşen alışveriş merkezi ve üst geçit sayısı göğsümüzü kabartacak. Aydın Doğan, medya grubunu küçültmeye devam edecek ve elinde sadece “Gümüşhane TV” kalacak. Konut ve araba kredisi cazibesini kaybedecek, “ekmek kredisi” vermek üzere Fakir Bank kurulacak. Öğrencilerin beynine enformasyon cipleri takılarak, dershaneler kapatılacak. Velhasıl, akıllara zarar daha çok şey olacak.. Sabah olacak, akşam olacak…
AHMET ZEKİ YEŞİL(oburmizah)
ben okumadım okuyan varsa başaılar..
Yazan
Unknown
an
3/24/2010 10:00:00 ÖS
Her gün, bir gün.. Boş bulduğum günü “Hıyarlar Günü” ilan ettim. Hıyar severlerin hayır duasını almaya kararlıyım. Halik bilmezse, malik bilir. Üzerinize afiyet, ben de kendimi hıyar gibi hissediyorum. Kendini hıyar gibi hisseden ve de arkalarından “hıyara bak, hıyara!” diye seslenilenleri çok iyi anlıyorum. Artık, başımız dik mutluluk şarkıları söyleyebileceğimiz bir günümüz var. Bütün hıyarların “Hıyarlar Günü” kutlu olsun. Senede bir gün, pilav günü yerine Hıyarlar Günü’nde buluşalım. Bu anlamlı günü, semt pazarından alacağımız birer hıyarı birbirimize hediye ederek kutlayalım. Siyaset bizim işimiz değil. İktidarın bizi fark etmesini beklemeyelim. “Hepimiz hıyarız” diye bağıralım. “Salın da gel meydan hıyar görsün” türküsünü çığıralım. Beraber ıslanalım, bu yollarda. Pek çok yaz, pek çok sevinç beklesin bizleri.
Hıyarlarda anlama sıkıntısı var diyenleri utandırma zamanıdır. Bu ülkenin bizim gibi hıyarlara ihtiyacı var. Ülkemizin geleceğinde bizim de imzamız olsun. Senede bir gün, “hıyarlık paylaşılmaz” kuralını bozalım. Bir hıyarın, halet-i ruhiyesini yine bir hıyar anlar. Altları kuru, keyifleri yerinde olanlar bizi anlayamaz. Severiz hıyarlığı, yapışmış üzerimize. Alışmışız. Gittikçe hıyarlaşıyoruz. Sessiz ve karmakarışığız. Detayların içinde kayboluyoruz. Üzgünüz. Çaresiziz. Hıyarlık bir insanın özgürlüğü mü, yoksa laneti mi, çözemiyoruz. Göz göze gelmeyi beceremiyoruz. Ortaya çıkmaktan ve hıyar gibi dolanmaktan korkuyoruz. Çünkü, dışarıda cümbüş var. Sokaklar sarhoş. Bütün ve tek olmak mı, cacık olup yok olmak mı? İşte bütün mesele bu..
Zaman artık sahici değil. Baş aşağı gidiyor her şey. Hiçbir şey şaşırtmıyor. Mevsimler değişti. Ancak, hıyarlık değişmedi, gelişmedi. Neden? Çünkü, ülkemizde okur yazar olmayanların sayısı 7.5 milyona yaklaşıyor. Yoksul ailelerdeki kadınların yüzde 58’i hiçbir zaman gazete okumuyor. Bu yüzden hayatımız hüzünlü. Tanıklık ettiğimiz olaylar umut vermiyor. Patlıcan’a, “Patlican” diyerek yaşlanıyoruz. Her dört Türk’ten biri geçen yıl tatil bütçesinden kısmış. Yani, hıyar gibi evinde oturmuş. 6,5 milyon abonenin elektriği kesilmiş. Yani, mecburiyetten ve dışarıdaki aydınlıktan habersiz tarlada yatan hıyar gibi yatmış uyumuş. Her 10 kadından 4’ü hıyar yerine konularak dövülmüş. Her dört gençten biri işsiz. Yani, her dört gençten biri iş aramaktan yorulunca, kendini hıyar gibi hissetmeye başlıyor. Kazara iş bulanlar ise, işsizlere ayıp olmasın diye yüksek sesle, “İşsizim, mutsuzum ve hıyar gibiyim” atasözünü mırıldanıyor.
Keşke, her şey bizim istediğimiz gibi olsa. Hıyarlar birbirine benzemese. Başı sonu aynı olmasa. Engelli demokrasi kader değildir ama engelli hıyar olmak kaderdir. Hıyarlar Günü’nde, kaderimizi baştan yazalım. Günlük yaşantımızın bir parçası haline gelen hıyarlığımızı doğru yönlendirip, performansımızı arttıralım. Kapı gibi arkasında durup, savunalım. Algıları geliştirip, hıyarlık bilinci oluşturulmasına katkı sağlayalım. Kendimizi sevelim, sevdirelim. Senede bir gün, memleketi germeyelim. Cümle alemi hıyarlığın büyülü dünyasıyla tanıştırıp, köşe yazarlarına örnek olalım. Unutmayalım ki, gün gelip can bedenden gidecek. Ancak, geriye hıyarlığımızın sanal halleri kalacak. Ve her şey nasıl sessiz başladı ise öyle sessiz bitecek. Yaşamın görünürdeki ciddiyetinin ardında yatan hıyarlığın farkında olduğumuz için ne mutlu bize…
AHMET ZEKİ YEŞİL (aamedya)
Hıyarlarda anlama sıkıntısı var diyenleri utandırma zamanıdır. Bu ülkenin bizim gibi hıyarlara ihtiyacı var. Ülkemizin geleceğinde bizim de imzamız olsun. Senede bir gün, “hıyarlık paylaşılmaz” kuralını bozalım. Bir hıyarın, halet-i ruhiyesini yine bir hıyar anlar. Altları kuru, keyifleri yerinde olanlar bizi anlayamaz. Severiz hıyarlığı, yapışmış üzerimize. Alışmışız. Gittikçe hıyarlaşıyoruz. Sessiz ve karmakarışığız. Detayların içinde kayboluyoruz. Üzgünüz. Çaresiziz. Hıyarlık bir insanın özgürlüğü mü, yoksa laneti mi, çözemiyoruz. Göz göze gelmeyi beceremiyoruz. Ortaya çıkmaktan ve hıyar gibi dolanmaktan korkuyoruz. Çünkü, dışarıda cümbüş var. Sokaklar sarhoş. Bütün ve tek olmak mı, cacık olup yok olmak mı? İşte bütün mesele bu..
Zaman artık sahici değil. Baş aşağı gidiyor her şey. Hiçbir şey şaşırtmıyor. Mevsimler değişti. Ancak, hıyarlık değişmedi, gelişmedi. Neden? Çünkü, ülkemizde okur yazar olmayanların sayısı 7.5 milyona yaklaşıyor. Yoksul ailelerdeki kadınların yüzde 58’i hiçbir zaman gazete okumuyor. Bu yüzden hayatımız hüzünlü. Tanıklık ettiğimiz olaylar umut vermiyor. Patlıcan’a, “Patlican” diyerek yaşlanıyoruz. Her dört Türk’ten biri geçen yıl tatil bütçesinden kısmış. Yani, hıyar gibi evinde oturmuş. 6,5 milyon abonenin elektriği kesilmiş. Yani, mecburiyetten ve dışarıdaki aydınlıktan habersiz tarlada yatan hıyar gibi yatmış uyumuş. Her 10 kadından 4’ü hıyar yerine konularak dövülmüş. Her dört gençten biri işsiz. Yani, her dört gençten biri iş aramaktan yorulunca, kendini hıyar gibi hissetmeye başlıyor. Kazara iş bulanlar ise, işsizlere ayıp olmasın diye yüksek sesle, “İşsizim, mutsuzum ve hıyar gibiyim” atasözünü mırıldanıyor.
Keşke, her şey bizim istediğimiz gibi olsa. Hıyarlar birbirine benzemese. Başı sonu aynı olmasa. Engelli demokrasi kader değildir ama engelli hıyar olmak kaderdir. Hıyarlar Günü’nde, kaderimizi baştan yazalım. Günlük yaşantımızın bir parçası haline gelen hıyarlığımızı doğru yönlendirip, performansımızı arttıralım. Kapı gibi arkasında durup, savunalım. Algıları geliştirip, hıyarlık bilinci oluşturulmasına katkı sağlayalım. Kendimizi sevelim, sevdirelim. Senede bir gün, memleketi germeyelim. Cümle alemi hıyarlığın büyülü dünyasıyla tanıştırıp, köşe yazarlarına örnek olalım. Unutmayalım ki, gün gelip can bedenden gidecek. Ancak, geriye hıyarlığımızın sanal halleri kalacak. Ve her şey nasıl sessiz başladı ise öyle sessiz bitecek. Yaşamın görünürdeki ciddiyetinin ardında yatan hıyarlığın farkında olduğumuz için ne mutlu bize…
AHMET ZEKİ YEŞİL (aamedya)
boşbakan recep tayip erdogan ecüc le mecüc mü acaba neden derseniz insanları peşine takıp yanlış bir yola götürüyor on senedir baştalar ne bir ekonomik düzelme ne bir borç ödeme hiçbişey yok ayrıyetten bu on sene içinde insanları türbana kapattılar biliyorsunuz türban bayanlara vücudunu saran bir elbiseyle giyiliyor vücut hatları cok belli oluyor mesela popo kısmıyla memeleri ortaya cıkıyor sadece saçı kapatmakla insanlar yanlıs yola sevkedilip yoldan cıkarılıyor bakınız Hz. Muhammed ümmetimin son dönemlerinde diye şöyle söylemişti
Yazan
Unknown
an
3/07/2010 04:07:00 ÖÖ
türk insanı olarak çokmu satıcıyız ya satmayı seviyoruz galiba mesela arkadaş arkadaşın pezevengidir deriz veya anasını satıyım deriz hatta ben annemin yanında bile bikere söyledim genelde hiç söylemem dilimize o kadar yerleşmiş yani tutamadım kendimi satmaya ne kadar meraklıyız ya ki hala ülkemizde ülkesini satan insanlar var bu yüzden evet sen bunu okuyorsun bence hepimiz ülkemizi satıyoruz kimi cok calısmayarak kimi üstüne düseni yapmayarak kimi eylem yapmayarak fikirlerini dile getirmeyerek kimi ülkeyi tamamen değiştirmeye çalışarak hepimiz satıcıyız yani daha beterlerine girmiycem bu gıda terörü falan.
inanın bu başlık ne demek bilmiyorum faşizm de ne demek bilmiyorum sadece bir anda aklıma geldi yazdım zaten başlık arıyodum yazarken hep sorun olur efenim eğer türbanlılardan sizede gına geldiyse sizde türbanlılardan bıktıysanız ülkenin gidişatına üzülüyorsanız ekşi sözlüğe girin sourtimes.org yani orda türbanlı veya türban diye aratın okuyun rahatlayın içinizdeki ateşe bir parça su serpilsin dünyada hala sizin gibi düşünenlerin olduğunu yanılmadığınızı gördükçe falan filan işte rahatlama pozisyonu orgazm olun falan ne biliyim yaa..
bence türbanı secen birisi kesinlilkle seksi olmamalıdır ufacık seksi olsa bile günaha girer cünkü karsısındaki insanı tahrik eder o zaman kapanmasının sebebi ne...
Ekranda seksi ve türbanlı atışması.
Fadime Şahin'den sonra adı bol bol aşk haberleriyle gündeme gelen Rabia, dün oldukca erotik bir yayının konuğuydu!
Oray Eğin'in programına katılan Rabia, Eğin'in "Türbanlı ve seksi" yakıştırmasının ardından bakın neler söyledi:
İşte o canlı yayından diyaloglar...
Oray Eğin: Çok güzel bir türbanlısın ve çok çok seksi bir türbanlısın! Seksi kötü bişey mi Rabia!
Rabia: Ya aslında ben seni çok seviyorum. Buraya da gitmeden önce son kez, senin için buradayım. Bunu yapmamalıydın Oray! Bir Sezen Aksu'ya sataştın iki bunu yaptın savaş rüzgarları başlıyacak aramızda.
(Rabia gülümsüyor ve izleyicilerden alkış geliyor)
Oray: Bunu niye sataşma olarak görüyorsun.
Rabia: O zaman ben de sana şişko diyeceğim.
Oray: Ben şişkoyum kabul ediyorum.
Rabia: "R"leri söyleyemiyorsun!
Oray: Sen seksisin...
Rabia: Ben seksiysem sen de şişko ve "r" leri söyleyemiyorsun.
Oray: Bu arada bu şarkıyı söyleyen ilk türbanlı sensin!
Rabia: Öyle mi?
Oray: Ve şimdi de uzun süre aramızda olmayacaksın. Nereye gidiyorsun?
Rabia: New York'a gidiyorum.
Oray: Ne yapacaksın orada?
Rabia: Hala sana kızgınlığımı atamadım. Niye böyle yaptın?
Oray: En seksi türbanlı olarak mı?
Rabia: Çünkü yarın insanlar yazıyor. Burası İtalya değil burası Türkiye!
Rabia: Sen önce bana güzel bişey söyle! Saldırdın bana Oray, saldırdın...
Oray: Bana birisi sen en seksi şişmansın dese ben bundan çok mutlu olurum.
Rabia: Ama sen çok şişkosun!
Oray:Sen de türbanlı ve seksisin ama bunda ne var.
Rabia: Öyle mi? Öyle mi düşünüyorsun. Senin düşüncen mi bu. Bende gözün mü var?
Oray: Hayatım boyunca evli kadınlara göz koymadım.
Rabia: Bunda sorun yok ama burada da türbanlı kızlar var. Türbanlı bir kadına seksi dendiğinde üstlerine alınıyorlar. Ben onları istemeden temsil ettiğim için ona üzüldüm. Ben kendim adına bunu anlayabilirim ama...
Rabia: Bende zaten seni seksi buluyorum.
Oray: Biz bu seks meselesinden çıkalım iyi bir yere gitmiyor bu.
Rabia: Şimdi aslında herkes türbanlıları uzaylı sanıyor. Öyle değil!
Oray: Nereden çıkardın şimdi bunu sen.
Rabia: Burada da türbanlılar var. Beni sevmediklerine eminim.
Oray: Bence herkes seni çok ama çok seviyor.
Rabia: Şimdi seni sevdiğimi hissettim. Yani balık olduğun için.
Oray: Bir öpüşüp barışalım mı?
Rabia: Şöyle bir şey var. Seni bir kaç kez "Şarkı söylemez" yarışmasında izledim. Ama tam bir kızıyordun sonra tekrar yumuşuyordun. O zaman anladım yumuşak ve temiz bir kalp olduğunu.
Oray: Şimdi bir türbanlıyla kucaklaştık öpüştük bu proplem olmasın.
Rabia: Benim sende gözüm yok.
Oray:Benim de sende gözüm yok.
Rabia: Ama güzel bir yüzün var...
(Milliyet)
Ekranda seksi ve türbanlı atışması.
Fadime Şahin'den sonra adı bol bol aşk haberleriyle gündeme gelen Rabia, dün oldukca erotik bir yayının konuğuydu!
Oray Eğin'in programına katılan Rabia, Eğin'in "Türbanlı ve seksi" yakıştırmasının ardından bakın neler söyledi:
İşte o canlı yayından diyaloglar...
Oray Eğin: Çok güzel bir türbanlısın ve çok çok seksi bir türbanlısın! Seksi kötü bişey mi Rabia!
Rabia: Ya aslında ben seni çok seviyorum. Buraya da gitmeden önce son kez, senin için buradayım. Bunu yapmamalıydın Oray! Bir Sezen Aksu'ya sataştın iki bunu yaptın savaş rüzgarları başlıyacak aramızda.
(Rabia gülümsüyor ve izleyicilerden alkış geliyor)
Oray: Bunu niye sataşma olarak görüyorsun.
Rabia: O zaman ben de sana şişko diyeceğim.
Oray: Ben şişkoyum kabul ediyorum.
Rabia: "R"leri söyleyemiyorsun!
Oray: Sen seksisin...
Rabia: Ben seksiysem sen de şişko ve "r" leri söyleyemiyorsun.
Oray: Bu arada bu şarkıyı söyleyen ilk türbanlı sensin!
Rabia: Öyle mi?
Oray: Ve şimdi de uzun süre aramızda olmayacaksın. Nereye gidiyorsun?
Rabia: New York'a gidiyorum.
Oray: Ne yapacaksın orada?
Rabia: Hala sana kızgınlığımı atamadım. Niye böyle yaptın?
Oray: En seksi türbanlı olarak mı?
Rabia: Çünkü yarın insanlar yazıyor. Burası İtalya değil burası Türkiye!
Rabia: Sen önce bana güzel bişey söyle! Saldırdın bana Oray, saldırdın...
Oray: Bana birisi sen en seksi şişmansın dese ben bundan çok mutlu olurum.
Rabia: Ama sen çok şişkosun!
Oray:Sen de türbanlı ve seksisin ama bunda ne var.
Rabia: Öyle mi? Öyle mi düşünüyorsun. Senin düşüncen mi bu. Bende gözün mü var?
Oray: Hayatım boyunca evli kadınlara göz koymadım.
Rabia: Bunda sorun yok ama burada da türbanlı kızlar var. Türbanlı bir kadına seksi dendiğinde üstlerine alınıyorlar. Ben onları istemeden temsil ettiğim için ona üzüldüm. Ben kendim adına bunu anlayabilirim ama...
Rabia: Bende zaten seni seksi buluyorum.
Oray: Biz bu seks meselesinden çıkalım iyi bir yere gitmiyor bu.
Rabia: Şimdi aslında herkes türbanlıları uzaylı sanıyor. Öyle değil!
Oray: Nereden çıkardın şimdi bunu sen.
Rabia: Burada da türbanlılar var. Beni sevmediklerine eminim.
Oray: Bence herkes seni çok ama çok seviyor.
Rabia: Şimdi seni sevdiğimi hissettim. Yani balık olduğun için.
Oray: Bir öpüşüp barışalım mı?
Rabia: Şöyle bir şey var. Seni bir kaç kez "Şarkı söylemez" yarışmasında izledim. Ama tam bir kızıyordun sonra tekrar yumuşuyordun. O zaman anladım yumuşak ve temiz bir kalp olduğunu.
Oray: Şimdi bir türbanlıyla kucaklaştık öpüştük bu proplem olmasın.
Rabia: Benim sende gözüm yok.
Oray:Benim de sende gözüm yok.
Rabia: Ama güzel bir yüzün var...
(Milliyet)
itiraf ediyim bu baslıgı daha önceden not almıstım yazmak icin simdi efenim yazcam yazcam tabi devletide düsürcem ben canınıza acıyın be yazık size hay arkadas be yazı yoldan cıktı iyimi gel gelelim bu 8.8'lik deprem şilide oluyor ve bir buçuk dakika sürüyor eksintisiz 750 kadar falan kişi ölmüş galiba Allah rahmet eylesin haitide daha düşük daha az sürmüştü ordaki evler dayanıksız oldugu icin 40 bin kisi ölmüstü galiba Allah rahmet eylesin şimdi gelgelelim bu deprem istanbulda olsaydı evlerin %70'i yıkılacagı söyleniyor yani öyle bir sisteme mahkum edilmişiz ki ölüme yaklaşıyoruz ve elimizden hiçbişey gelmiyor birşey yapanda yok acaba bu amerkanın falan oyunumu bu koyun gibi halk gitsinde yerine daha zeki insanlar gelsin diye koyuna koyuyuorlar arkadas diye düsünüyorum acısız kacışsız.
Yazan
Unknown
an
3/03/2010 01:55:00 ÖS
rizede derenin üstündeki yoldan geçen araba bariyerlere carpıp bariyerleri parcalayıp dereye ucuyor icindeki bes kisi ölüyor ihmale bakarmısınız yani neden oraya iki kat daha kalın veya güclü demirden bariyer yapmamıslar resmen cinayet yani devlet yapsa yapan adam kesin demirinden calardı peki o demiri oraya koyan adam ölen o bes kisinin acısını cehennemde cekecegini biliyor mu cinayete sebebiyet vermekten??..
Göçük tehlikesi,zehirlenme,Koah ve akciğer kanseri.Bu riskleri bile bile kim iner yerin yedi kat altında ki maden ocağına? Yanıt;kim inmez ki?
Taş Kömürü Kurumu'nun 3000 maden işcisi için açtığı sınava başvuran aday sayısı 37.196.Ortalama maaş 1250 TL.Adayların 1160'ı Üniversite mezunu.Ölüm kol gezer,toz olur akciğerin hücrelerinde.Bursa'dan,Balıkesir'den gelen sessiz çığlıklara bir de böle bakın.Böle bakın kör kuyularda merdivensiz kalanlara...
Seçimde bedelsiz kömür alırken,seçimde bedava kömür verirken,bir de öle uzatın elinizi ateşde ısıtmaya.Düşünün ki hiçbisey,hiçbişey bedelsiz değildir hayatta.
Taş Kömürü Kurumu'nun 3000 maden işcisi için açtığı sınava başvuran aday sayısı 37.196.Ortalama maaş 1250 TL.Adayların 1160'ı Üniversite mezunu.Ölüm kol gezer,toz olur akciğerin hücrelerinde.Bursa'dan,Balıkesir'den gelen sessiz çığlıklara bir de böle bakın.Böle bakın kör kuyularda merdivensiz kalanlara...
Seçimde bedelsiz kömür alırken,seçimde bedava kömür verirken,bir de öle uzatın elinizi ateşde ısıtmaya.Düşünün ki hiçbisey,hiçbişey bedelsiz değildir hayatta.
kim demişki başlık her yazıyı anlatır bu yazıda böyle değil işte şöyle bişey düşünmüş bulunmaktayım hani bu öldürülen yüksek biryerlere gelmis insanlar var ya mesela aziz nesin, ugur mumcu vs gibi ben bunu halktan kişilerin yaptığını düşünmüyorum ben bunu partilerin vs gibi yaptıklarını düşünüyorum neden derseniz halktan biri yapsaydı cok kızıp halktan biri öldürseydi böyle insanları o zaman bu şekilde öldürülmeler çok fazla olurdu sayısının çok azlığından benim için bu öldürülmelerin halkla falan ilgisi yok yani parti vs gibi kuruluşlar var arkasında bence ha bunu zekamda düşünüp çözdüm kendimce böyle üstünede özellikle düşünmedim bir anda aklıma böyle geldi birşeyden şüphelendim yani ana temalardan birisi insan zekasıyla düşününce herşeyi çözüyor bir ana tema daha başkalarına gerek kalmadan bak şimdi başlığa uydu o zaman o zekayı bize Allah'ın verdiğinide hatırlatmak lazım.
Yazan
Unknown
an
2/25/2010 07:36:00 ÖS
yaa madem din olaylarına derin mevzulara girdik benim anlamadıgım birşey var neden bir parti gelince diğer insanlar kendilerini kötü hissediyor neden diger insanların hakları yeniyor yani bir partinin gelmesi öyle düşünmeyen halka niye yük oluyor ama partilerde maalesef böyle neden bir tarafın hakkı yeniyor medeni bir şekilde hiç kimseye zarar vermeden bir parti gelemezmi bir partinin gelmesi diger insanlara zarar vermemeli bence hangi parti olursa olsun bu ne ya birbirinden öc alır gibi bir parti geliyor ötekiler oh canıma deysin diger parti geliyor oy atanlar digerine oh canıma degsin insanlar bunlarla ilgilenmek zorunda degilki insanlar insanca yasamak zorunda hangi parti gelirse gelsin nerde lan insan hakları biz bu medeniyete seviyeye ne zaman ulascaz düsünmeden cok dagınık bir yazı oldu o zaman biz sapına kadar medeniyetsiziz neden her gelen parti kendi cıkarlarına calısıyor bırakında ülkeyi geliştirin çocuklarınız mutlu yaşasın sizlerinkinin mutlu yaşadığı bir gerçek ama halkın çocuklarının pek mutlu yaşadığı söylenemez bugün bir abdullah gülün oğlu 18 yaşında holding başına geliyor ben 28 yaşında işsizim sonuçta hepimiz insanız örnek veriyorum yani her milletvekilinin oglu böyle yukarda ilk satırda anlatılanlar bu ülkeyi geriye götürüyor.
Yazan
Unknown
an
2/25/2010 07:29:00 ÖS
aklıma şey geldi ya gelmişken yazıyım Atatürk hakkında kötü şeyler söylüyorlar haketmediği oysa gerçek olsaydı Atatük neden istiklal marşındaki
Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklâl!
Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl!
boşuna Atatürkü sevmiyorlar isteseydi bunları koydurmazdı zaten.
hür yaşatıyosun bir yandan beline din prangası vuruyorsun hadi vurdugun din prangası dogru olsa kapattıgın kadınlar dikkat cekerek ortalıkta dolasıyor, insanların gözlerini belli vücut hatlarına cekiyor birde saklamıs havası vererek daha gizem veriyor simdi burayı nasıl yazıcam diye düsünüyorum din soytarısı olmussun burda din derken islam veya baska bir dinden bahsetmiyorum genel. birtane sakalına güvenende çıksın desinki türbanlılar insanın dikkatini cekiyor ama diyemez onu dedigi zaman aklındaki bütün yalanlar ortaya cıkar Alla huzurunda günaha giriyorsun
bu benim kendi şahsi yazım
Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklâl!
Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl!
boşuna Atatürkü sevmiyorlar isteseydi bunları koydurmazdı zaten.
hür yaşatıyosun bir yandan beline din prangası vuruyorsun hadi vurdugun din prangası dogru olsa kapattıgın kadınlar dikkat cekerek ortalıkta dolasıyor, insanların gözlerini belli vücut hatlarına cekiyor birde saklamıs havası vererek daha gizem veriyor simdi burayı nasıl yazıcam diye düsünüyorum din soytarısı olmussun burda din derken islam veya baska bir dinden bahsetmiyorum genel. birtane sakalına güvenende çıksın desinki türbanlılar insanın dikkatini cekiyor ama diyemez onu dedigi zaman aklındaki bütün yalanlar ortaya cıkar Alla huzurunda günaha giriyorsun
bu benim kendi şahsi yazım
şu an asgari ücret ne kadar yaklasık 600 milyon sinema ne kadar 10 milyon anne baba iki cocugu sinemaya gitse 40 milyon e bi de bunlar patlamıs mısır falan alsa baba birde gidis gelis yol parası falan ekle yaklasık 100 milyona gelir bir sinema aslında sinema hiç pahalı degil yani kisi bası 10 milyoncuk ama insanlar az maaş alıyo sinemada onlaralüks geliyo bez bebekteki nana böle diyo bende ondan aldım tvler bedava ulan şu kızın bile millet vekilinden kafası daha iyi çalışıyo
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Kitap yazsam alirmisiniz
Her Hakki Sacmalarima Ve Yalnizligima Aittir.... Blogger tarafından desteklenmektedir.



